Kar Başladı Ankara'da...



Bugün Ankara bembeyaz... Daha doğrusu kahve-beyaz. Sabah yanımda kar yağışından dolayı melodiler mırıldanan birinin varlığından da olsa gerek farklı uyandım bu sabah. Fotoğraf makinam yine evde kalmıştı, yine bir sürü bence tekrarlanmaz kare kaçırdım. Hangi anın tekrarı var ki zaten? Bir sahne mesela... Bomboş bir kaldırım, iki yanında ağaçlar ve ortada boş,yalnız bir bank. Üstü karla kaplı ve yağış devam ediyor. Kahve-beyaz bir manzara. Arka planda; düzgün sırada dizilmiş, yapraksız, çıplak, pek bir cılız pek bir zayıf görünen ve şefkat duygularını kabartan söğütler... Kar yağmaya devam ediyor Ankara'da....

Her bir kar tanesi gibi her an da eşsiz. Şimdi şu an şu saniye geçti ben yazarken ve aynını yaşamam mümkün değil. Kar bende sabır, sakinlik, tek başınalık-yalnızlık değil-, yanı sıra bir boşluk, eksiklik ve tamamlanamamışlık hissi uyandırıyor. Buna rağmen ardından gelecek bahardan olsa gerek yakın zamanda olacak bir canlanmanın da müjdesini veriyor. Sanki diyor ki;" sabır, beklemek, dinginlik ve tek başınalğın ardından yeni bir sen yeni bir değişim yaklaştı. inişin çıkışı, soğuğun sıcağı, gecenin gündüzü gibi...


İnsanlar sadece yürüyorlar bugün Ankara'da. Hani tüm öğretiler der ya:"Sadece yaptığın eylemde ol; yaptığın eylem ol." diye... İşte bugün Ankara'da birçok insan sadece yürüyor. Düşmemek, incinmemek, yaralanmamak için... Maddi endişeler yok o sırada, terkedilen veya giden sevgili, yalnızlık ya da küskünlük yok. Yalnızca bir adım, bir adım daha ve ardından bir adım daha, tamam şimdi tekrar... Sadece kendi ve kendi yürüyor; başka duygu düşünce yok. Belki de bugün birçok kişi işyerine geldiğinde; daha sakin, daha medite, daha "yalnızca yürümüş " olacak. Ya da madalyonun diğer yüzü; sadece yürümediği için düşmüş, öfkeli, trafiğe takılmış, biraz ıslanmış, elbette ki "ama hayret verici bir şekilde" üşümüş ve çok haklı olarak çok öfkeli. Nereden baktığımız, penceremizin yönü önemli herhalde...


Ankara bugün daha yaşlı, daha bilge, daha mistik, daha anlayışlı göründü gözüme... Birilerine de daha "offf bu ne ya", daha karışık, daha kasvetli ve daha soğuk muhtemelen...


Ve tabii kar; bize ve tüm uyandırdıklarına rağmen yağmaya devam ediyor Ankara'da...

8 Yorum:

Adsız | 24 Aralık 2008 10:54

okudum ve inandım...

Kara Kalem | 24 Aralık 2008 12:43

Ankara. 70'li yıllar. Yine böyle bir yeni yıl öncesi kızkardeşlerimle ben yarın sabah küçük bahçemizi kaplayacak olan karın düşleriyle uykularımıza dalmıştık. Sabah olacak ve bizler sıkı sıkı giyinip, dizlerimize kadar bahçemizdeki karın içinde oyunlar oynayacaktık. İlk önce küçük bir kartopunu yerde sürükleyecek ve devasa büyütecektik. O büyük topların üç tanesi ile kardam adamımız olurdu. Kömüründen düğmeler ve gözler, havuçtan burunlar ve üşümesin diye boynumdaki kaşkolum, başımdaki berem onun olurdu. O soğuk bedene öyle içten sarılırdımki, çocukluk işte bir kaç gün sonra eriyecek olan düşüne sarılan bir çocuk.

Yazınla o yıllara döndüm. Teşekkürler.

Su İzi | 24 Aralık 2008 14:17

adsız; her kimsen teşekkürler.:)

kara kalem;
ben bugünü yazarken çocukluğumun kışları hiç aklımda yoktu. Aslında sen bana çocukluğumu hatırlattın. ben teşekkür ederim.:)

tutsak | 24 Aralık 2008 15:59

Sevgili SU İZİ
Beni ne kar, nede Ankara o kadar etkilemedi ama yazının özündeki AN'ı yakalamak o kadar güzel işlenmişki AN'a odaklanmanın insanı birçok sıkıntıdan kurtarabileceği gizli gizli anlatılmış sanırım. ''Off bu ne ya'' diyenlerde AN'ı yaşamayı sevmeyenlermiş gibi geldi.
SEVGİ İLE KAL

sufi | 24 Aralık 2008 22:46

Ankara'ya da, yağan kara da, yaşanan AN a da, sizlere de sevgiler.Dilek.
Ankara'da olmak vardı...

Zeugma | 25 Aralık 2008 01:02

Merhaba,
Öğrenciliğim geçti Ankara'da..Çok severim bu yüzden..
O günlere döndürdün beni..
Kaldırımların buz tutup tam 1 ay çözülmediğini biliyorum..
Kışları hep böyledir,karsız geçmez,soğuktur..

Ama adını her anışta sıcacık duygular sarar beni ve sonsuz bir özlem duyarım..
Güzel bir paylaşımdı..Teşekkürlerimle :)

Mehtap P.G | 25 Aralık 2008 02:27

Kar sanki gokyuzu bize §aka yapiyormus gibi gelir bana..

Kucuk beyaz bulut parcalari duser gokten, yakindan bakarsaniz kristallerini gorebilirsiniz..
hele o ilk anlarin sessizligi..

Olmasin fotograf makineniz yaninizda, daha iyi.. Hafizaniza kaydedin kalsin istediginiz anlari, objektifin degil, sizin gozlerinizden..

Su İzi | 26 Aralık 2008 13:03

sevgili tutsak,
Nerede olursak olalım anda kalalım demek istediğim tam da buydu. teşekkürler yorumun için:)

sufi Dilek;

Sevgiler benden.Bekleriz Ankara'ya..:)

Zeugma;

Ankara çok özel bir şehir değil belki. Onu güzel yapan anılarla dolu olması. Ankara'da öğrencilik daha bir güzeldir. Ben de burada geçirdim o yıllarımı. Hala buradayım. Ama o zamanların keyfi zamanda kilitli kaldı. Ben teşekkür ederim:)

Mehtap P.G.;
Çok güzel söylemişsin. Fotoğraf makinasından daha gerçek ve duygularla saklıyor gözlerimizin objektifleri. hatırlattığın için sağol. Sevgiler.:)

Blog Listem